AHMET KUTSİ TECER

Ahmet Kutsi Tecer Kudüs’te doğmuştur. (1901). Orta öğretimini Kadıköy Sultanisi, Halkalı Ziraat Okulu ‘nda yapmış, yüksek öğrenimini de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde tamamlamıştır(1930). Daha sonra Ankara ve Sivas liselerinde edebiyat öğretmenliği yapmış, Sivas Milli Eğitim Müdürlüğü görevinde bulunmuş (1920-1934), Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Tedrisat Müdürlüğü, Talim ve Terbiye Kurulu üyeliği yapmıştır. Tecer Seyhan (Adana) ve Urfa’dan milletvekili olmuş(1939 ve 1943), daha sonra Ankara Devlet Konservatuarı Müdürlüğü’ne getirilmiştir(1947). Tecer, bu görevinden sonra Paris Kültür Ataşeliği ve öğrenci Müfettişliği’ne atanmıştır (1949). Galatasaray Lisesi, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi veİstanbul Belediyesi Konservatuarında dersler veren (1951966) ve emekli olan Tecerİstanbul’da ölmüştür(23 Temmuz 1967).
Yahya Kemal ve çevresinin yayımladığı DERGÂH dergisinin ortaya çıkardığı şairler arasında adı duyulan ve hece vezniyle yazdığı şiirlerle dikkati çeken Ahmet Kutsi Tecer; Ãlk şiirlerini DERGÂH ve Milli Mecmua’da yayımlamıştır(1921-1925). Daha sonra, Varlık, Oluş, Yücel bir ara kendisinin yönettiği Ülkü ve Türk Düşüncesi gibi dergilerde yayım yapan Tecer, Ankara’da dört sayı yayımlayabildiği Görüş dergisini çıkarmıştır(Temmuz 1930-Şubat 1932). Ahmet Kutsi Tecer tek şiir kitabı çıkarmış, daha sonra tiyatroya ilgi göstermiştir.
Behçet Necatigil’in sözleriyle ‘’ Hecenin Beş Şairi’ne bağlanmayarak sanatını tek başına kurma’’ ya çalışan Ahmet Kutsi Tecer, ilk şiirlerinde yalnızlık, ölüm korkusu, imkansız aşk gibi döneminin egemen izleklerine ilgi göstermiş, yalın bir söyleyişe erişmeyeçalışmıştır. Adı çerçevesinde uyanan ilgiye ve kendisine bağlanan ilgiye rağmen, şiirini geliştirmek için özel bir çaba harcamadığı söylenebilir. Turgut Uyar, Tecer için ‘’ünü ile eşdeğerde olmayan şair derken haklıya benzemektedir.
Oysa dönemi içinde çok kullanılmış izleklere yeni bir hava verebilecek gibi gözükmüştür. ‘’Besbelli’’ adlı şiirinin son kıtası şöyledir: ‘’Evden çıkar çıkmaz omuzda tabut/ Kapımı birkaç gün açık tut/ Eşyam baka kalsın diye arkamdan’’.
Ama,, çizgiyi aşamaz Tecer, nedenleri üzerinde düşünülmeye değer. Ziya Osman Saba’nın ‘’şairliğimizi hepimizin unutulacak bir leke gibi gizlediğimiz bir muhitte’’ yaşamış olmak mı derinleşmeyi, zamanında ve toplumundan yükselen kederi ya da sevinci, düşbozumlarını ya da umudu büyük bir sese dönüştürülmesini engelledi acaba? Şair ile bürokratı birleştirmeye uğraşan bir kimlik savaşında şair yenik düşmüşe benzemektedir.



YAPITLARI:
ESERLERİ: Şiirler(1932)
OYUN: Köşebaşı(1948), Bir Pazar Günü(1959), Koçyiğit Köroğlu(1969- oynanışı 1931), Satılık ev (1961- Basılmadı).
İNCELEME: Köylü TEMSİLLERİ